Kayıtlar

Aralık, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Stefan Zweig-Satranç

Merhaba arkadaşlar bugünkü tavsiye kitabımız Stefan Zweig 'in Satranç adlı son kitabı.Kitabin konusu hakkında ki "Satranç tahtasında bir Avrupalı" yazısı kitabı yayına hazırlayan Şebnem Sunar 'a aittir. Satranç tahtasında bir Avrupalı Satranç bugüne kadar başka herhangi bir oyundan çok daha fazla ilgi çeken ve hakkında pek çok şey yazılan tek oyun olsa gerektir. Bu konudaki ilk yapıtların XI. ya da XII. yüzyıla dayanan ve satranca ilişkin problemlerin açıklandığı elyazmaları olduğu sanılmaktadır. Bu tarihten günümüze kadar satranca ilişkin literatür, problem açıklamaları ya da problem derlemeleriyle sınırlı değildir. Edebiyatın da ilgi alanına giren bir motiftir satranç, bu açıdan ele alındığında, pek çok ünlü yazarın yapıtının da konusudur. Sözgelimi Gustav Meyrink’in Golem’i, Elias Canetti’nin Körleşme’si, Samuel Beckett’in Murphy’si, Vladimir Nabokov’un Lujin Savunması ve hiç kuşkusuz, Stefan Zweig’ın Satranç’ı bunlardan yalnızca birkaçıdır. Bununla birlikte bir...

Bir Yerleri Hatırlatıyor

Resim
Bu yazı Jess Wells'in "Fahişeliğin Tarihi" kitabının "Antik Çağ Atinası" adlı bölümünden ve burada anlatılanların aynısı olmasa da günümüz de bazı yerlerde benzer uygulamalarının olduğu gerçeği.Bu yazı hala bazı konularda geri kalmışlığı ve değişmeyen tutumların kısa bir göstergesi ve bana BİR YERLERİ HATIRLATIYOR!   ...Atinalı kadınların eve dönük yaşamı son derece kasvetli ve sönüktü.Oturdukları evler karanlık,rutubetli ve sağlıksızdı;orta ve üst sınıf kadınlar evlerinde otururlardı,dışarı çıkmalarına ancak cenaze törenlerinde ve dinsel ayinlerde izin verilirdi.İşçi sınıfı kadınlarını ise erkeklerin bunu kötüye kullandıklarını öne sürmelerine karşın,pazar yerlerinde ve kuyu başlarında görmek olasıydı.Euripides bile "kadın eğer evinde dizini kırıp oturmazsa,başına yalnızca bela gelir."dememiş miydi?Kadınlar yabancılarla görünmek korkusuyla,pencerelerden ve kapılardan uzakta kendilerine ayrılan bölümde tutuluyorlar,konuklar geldiğinde odadan çı...

Stephen King-Silahşor

Stephen King 'in Silahşor-Kara Kule 1- adlı romanının son bölümlerinde Siyahlı Adam ile Silahşor arasında Evren hakkında ki konuşmalar beynin sınırlarını zorlamaya ve düşünmeye yönlendirecektir.İşte Evren hakkında ki o harika konuşma: ... -Evren kısıtlı bir kafanın kavrayamayacağı kadar büyük bir paradoks,yaşayan bir beyin yaşamayan bir beyni düşünemez. Tabii düşünebileceğini sanır o da başka. Ve kısıtlı kafa da sınırsız bir kafayı kavrayamaz.Evrenin varolduğu gerçeği tek başına pragmatik insanları da, kuşkucuları da yener.Ancak dünya değişmeyen yüz kuşak önce insanlık yeteri kadar bilimsel ve teknik ustalık kazanmış, böylece gerçek denen o dev gibi taş sütundan birkaç parça koparmayı başarmıştı. O zaman bile bilimin sahte ışığı -istersen bunu bilgi diye de tanımlayabilirsin- sadece gelişmiş birkaç ülkede ışıldıyordu.Ancak elde edilen bilginin müthiş artmasına rağmen pek az kimse gerçekleri kavrayabiliyordu. Babalarımız kanser adını verdiğimiz o çürütücü hastalığı yendiler. Sil...

MEÇHUL KATİL

Resim
                                      MEÇHUL KATİL  Sokakta hızlı ve tedirgin bir şekilde yürüyordu. Etrafına pürdikkat bakıyor,en ufak bir kıpırtıda elini cebine atıyordu. İlerideki apartmanın perdesinin çekildiğini gördü. Pencerede bir çocuk belirdi. Çocuk şaşkın bir ifadeyle ona bakıyordu. O da çocuğa bakmaya başladı  Çocukla bakışmaları birkaç dakika sürdü  sonra çocuk birden perdeyi çekti o da  yoluna devam etti. Karanlık sokak iyice korkutmaya başladı onu. Hemen,ölüm kokusu aldığı bu sokaktan çıkmalıydı. Yoksa peşindekiler onu bulmasa bile korkudan yığılıverecekti kaldırıma. Soğuk bir hava geldi yüzüne,bütün vücudu zangır zangır  titremeye başladı. Sonra bir rahatlama geldi,kendine geldi,hızlanmaya başladı yine. Tam köşeden dönecekti ki bir ses duydu. Yan taraftaki kapının yanına sokuldu. Sesler yaklaşıyordu,yine bir titreme aldı vücudunu. Sakin olma...

MUSTAFA’NIN KIZGINLIĞI(BAŞLANGIÇ)

Resim
MUSTAFA’NIN KIZGINLIĞI Sabahın ilk ışıklarıyla uyandı.Pencereden giren ışıklar bir an sersemletti onu.Birşey göremez oldu.Yavaş yavaş gözleri alışmaya başladı parlak ışıkların verdiği aydınlığa. Yerinden kalkmak istedi ama bedeni uyuşmuş gibiydi.Dünkü çalışmasına yordu yorgunluğunu.Bedenini zorlayarak kalkabildi ancak yerinden. Yüzünü yıkamaya gidecekti,yürürken sendeledi biraz, ardından toparladı kendini ve zorlayarak dengesini sağladı.  Boyası  dökülmüş,yıkılmaya yüz tutmuş evin duvarını ilk defa görüyormuş gibi şaşkınlıkla baktı ve “ kış yaklaşıyor duvarı onarmanın zamanı geldi de geçiyor “diye düşündü. Bir an ne yapacağını unutmuş gibi etrafına baktı bir süre sonra hatırladı  ve ‘son zamanlarda ne gerizekalı biri olup çıktın Mustafa ‘diyerek banyoya doğru yürümeye başladı. Yüzünü yıkadıktan sonra sararmış ,beyazlığından eser kalmamış havluyla yüzünü kuruladı. Üstünü değiştirirken yırtık şalvarına baktı. Üstüne yeni elbiseler almanın zamanı gelmişti ama elinde y...

BEKLEYENI BULANA DEK-1

Rüyada tanıdık bir ses; Uyan!    Uyaan!       Uyaan!        Hadi!            Haadi!              Haaadi! Bekliyorlar!   Bekliyorlaar!     Bekliyorlaaar!        ... Bekliyorlar uyan hadi! Rüyadan uyanır kan ter içinde sırılsıklam, Biraz sersemlemiş biraz da korku içinde, Sayıklamaya başlar Hastalıklı bir ruh halinde; Kim bekliyor? Niye şimdi bekliyorlardı? Rüyada seslenen kimdi? Yoksa? Zamanı gelmiş miydi gerçeklerle yüzleşmenin?            ... H.K

GİDECEKSİN YA

Herkes gibi, Gideceksin ya Unuttuğun birşey var ama yine düşeceğim kör bir kuyunun dibine... Bugün olmadıysa yarın ama gideceksin, Gittiğin gün; Evdalê Zeynikê misali karanlıkta kalacağım Yokluğunun bende bıraktığı tarifsiz acıyı, içimdeki çığlıkları, sessizce yönelteceğim romanlarıma. Acım diner mi dinmez mi bilemem. Merak etme! bulurum ben bir yolunu. Senden uzakta olmam bir bakmışsın; Jan Valjean gibi sefillik içinde dilencilere para dağıtan bir kişiyken, Ardısıra; Kapını çalan ve senden bir yudum sevgi isteyen bir dilenci olmuşumdur... H.K